Cinsel Dokunulmazlık Suçlarında Mağdurun Beyanının Esas Alınması İlkesi

Av. Yağmur Demircan

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar somut delillerle ispatı güç bir suç grubudur. Buna sebep olarak faillerin bu suçu işlemek için elverişli alanlar seçmesi, tanık beyanı bulunmaması ve mağdurun toplumsal baskı ve korku sebebiyle gerekli adımları atmaması, mağdurun şikayetten kaçınması, geciktirmesi gibi durumlar mevcut delillerin kararmasına veya ispatı pek güç vakıalara sebep olmaktadır.

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ispatı ve delil toplanmasında; Yargıtay’ın oldukça eski ve yerleşik içtihadı kamuoyunda "Kadının beyanı esastır" şeklinde bilinmektedir. Fakat Ceza Hukuku bakımından "Cinsel dokunulmazlık suçlarında mağdurun beyanı esastır" şeklinde uygulanır. Bunun sebebi cinsel dokunulmazlık suçlarının mağdurunun herhangi bir kimse olmasıdır. Bu ilke yargılamadaki delil yetersizliğinden doğan sorunları bertaraf etmeye yöneliktir.

Bu ilke çoğunlukla doğru anlamda kullanılmamaktadır ve hukuki mahiyeti kamuoyu tarafından yanlış anlaşılmıştır. Mağdur ve fail arasındaki başka husumetler, çıkar çatışmaları söz konusu olduğunda; mağdurun beyanının esas alınması ilkesinin gerçek dışı beyanlarla haksız şekilde hapis cezası verilmesi olduğu zannedilmektedir. Halbuki bu ilkenin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uygulanış ve ele alınış biçimleri farklıdır.

Soruşturma Evresinde:

Ceza Muhakemesi Kanunu madde 170’e göre soruşturmanın başlatılabilmesi için yeterli şüphe aranmaktadır. İlgili maddeye göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler.

Bu bakımdan yeterli şüphe; suçtan suça değişen ve somut olayda Cumhuriyet savcısının gözeteceği bir husustur. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen bir suç söz konusu olduğunda şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli görülen husus MAĞDUR BEYANI olarak kabul edilmiştir.

Kovuşturma Evresinde:

Kovuşturma aşamasında esas alınabilmesi için ise uygulamada Yargıtay tarafından gözetilen ve doktrinde tartışılan bazı kriterler mevcuttur.

Bu kriterler:

Mağdurun ruh sağlığı, yaşı ve kişiliği

Mağdurun beyanlarının çelişkili olup olmadığı

Mağdurun fail ile ilişkisi,

Mağdurun ahlaki durumu ve güvenilirliği

Mağdurun sanığın savunmaları ile çelişip çelişmediği

Mağdurun beyanları

Bu kriterlere göre tek delilin MAĞDURUN BEYANI olduğu cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, mahkeme mağdurun beyanını sanığın beyanlarından üstün tutma sebeplerini somut ve gerçekçi şekilde ortaya koymalıdır.

Bu sebeple kamuoyundaki algının aksine mağdurun beyanının esas alınması uygulamada soruşturmaya yeterli şüphe teşkil etmesi ; kovuşturmada ise mağdurun beyanının diğer kriterlerle ele alınarak hükme varılmasıdır.